PROSTAT KANSERİ:
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) GLOBOCAN veri tabanına göre, prostat kanseri dünya çapında erkeklerde en yaygın ikinci kanserdir ve yılda tahmini 1.600.000 vaka ve 366.000 ölüm görülmektedir. Tüm dünyada her yıl kanser teşhisi konulan her dört erkekten birisi prostat kanseri, ülkemizde ve Türkiye’de ise her 12 erkekten birinin prostat kanseri tanısı aldığı görülüyor.
Bilinen birçok prostat kanseri risk faktörü arasında en önemlileri yaş, etnik köken, genetik faktörler ve muhtemelen beslenme faktörleridir.
YAŞ:
Prostat kanseri, yaş ile insanlarda görülen herhangi bir habis tümör arasındaki en güçlü ilişkilerden birine sahiptir. Klinik olarak tanı konulan prostat kanseri 40 yaşından önce nadiren görülse de, bu yaştan sonra hızla artmakta ve 65 ila 74 yaş arasında zirve yapmaktadır. 70 yaş üzeri erkeklerin %50 sinde görülebilmektedir.
AİLE GEÇMİŞİ VE GENETİK FAKTÖRLER:
Prostat kanseri güçlü bir kalıtsal bileşene sahiptir.
Aile geçmişinde prostat kanseri bulunan erkekler, özellikle birinci derece akrabasında 65 yaşından önce prostat kanseri tanısı konmuş olanlar, daha yüksek risk altındadır.
Ayrıca, kalıtsal olabilecek diğer kanser türlerine (örneğin, 50 yaşından önce teşhis edilmiş meme kanseri, erkek meme kanseri, kolorektal kanser, over kanseri, pankreas kanseri, melanom) sahip aile bireyleri de prostat kanseri riskini artırabilir.
Özellikle aile geçmişinde meme kanseri bulunan erkekler, prostat kanseri açısından daha yüksek risk altındadır.
ETNİK KÖKEN:
Prostat kanseri, Beyaz veya Hispanik erkeklere kıyasla Siyahi erkeklerde daha yaygındır. Bu durum, beslenme ve/veya genetik faktörlerin bir kombinasyonu ile ilişkili olabilir.
BESLENME:
Besin alımı ile prostat kanseri riski arasındaki ilişkiyi inceleyen kapsamlı derlemeler mevcuttur.
Hayvansal Yağlar — Hayvansal yağlardan zengin bir diyet, prostat kanseri gelişiminde önemli bir faktör olabilir.
Alkol — Alkol tüketimi ile prostat kanseri riski arasındaki ilişkiyi inceleyen çalışmalar karışık sonuçlar bildirmiştir.
Kahve — Kahve tüketiminin artması, ölümcül prostat kanseri (ölümle sonuçlanan veya metastatik olarak tanımlanan) riskinin azaldığı ile ilişkilendirilmiştir.
SİGARA İÇME:
Sigara içmenin, prostat kanseri gelişme riski üzerinde artış ve tanı konduktan sonra prognozu üzerinde negatif bir etkisi olabilir.
HORMON DÜZEYLERİ VE OBEZİTE:
Serumda bulunan androjenler ve obezite , prostat kanseri için olası risk faktörleri olarak incelenmiştir.
KLİNİK BULGULAR:
Tanıda hastalık spektrumu —belirti vermeyen hastalıktan yaygın evre hastalığa kadar geniş bir spektrum gösterebilir.
Tanı anında, hastaların %78’inde lokalize kanser bulunur, %12’sinde bölgesel lenf nodu tutulumu vardır ve %6’sında uzak yayılım görülür. Bu dağılım, daha hassas pozitron emisyon tomografisi (PET) tabanlı tanısal yöntemlerin, örneğin prostat-spesifik membran antijeni (PSMA) PET’in daha yaygın kullanımı ile değişebilir.
Belirtiler — Prostat kanseri ile ilişkilendirilebilecek klinik belirtiler, laboratuvar testlerinde yüksek prostat spesifik antijen (PSA) seviyeleri ve dijital (parmakla) rektal muayenede (DRE) anormal prostat bulgularıdır. Ancak, anormal prostat muayenesi yalnızca prostat kanseri olan bazı hastalarda mevcuttur.
Prostat kanseri klinik belirtileri şunları içerir:
İdrar yapmada güçlük, sık sık idrara çıkma
İdrar yaparken ağrı ve yanma hissi
Zayıf idrar akışı
Menide veya idrarda kan görülmesi
Ereksiyon sorunları ve ağrılı boşalma
Alt pelvik(karın) bölgede ağrı
Kalça, sırt, göğüs veya kemiklerde ağrı
Kilo kaybı
Yorgunluk
Mide bulantısı ve kusma
TANI:
PSA Testi — PSA, prostat kanserinin erken tespiti için en yaygın kullanılan ve en değerli testtir. PSA değerleri yükseldikçe prostat kanseri olma olasılığı artar.
Dijital rektal muayene (DRE) — Fiziksel muayenede, DRE prostat kanseriyle ilişkilendirilebilecek nodüller, sertleşme veya asimetriyi tespit edebilir. Ancak, DRE genellikle prostat kanserini %100 tespit edemez çünkü yalnızca prostatın arka ve yan bölgelerinde bulunan tümörleri hissedebilir. Çok küçük erken evre olan veya parmak muayenesi ile ulaşılamayan %25-35’lik kısmı bu muayene ile tespit edilmez.
Görüntüleme — Prostat MR’ı, klinik olarak anlamlı prostat hastalığı için risk durumunu belirlemek ve biyopsi yapma kararlarını yönlendirmek amacıyla giderek daha fazla yardımcı bir araç olarak kullanılmaktadır.
Biyopsi Tekniği — Transrektal(anüsten girilerek yapılan) biyopsi genellikle görüntüleme rehberliğinde yapılır (örneğin, transrektal ultrason(TRUS) veya MR). TRUS ile yapılan negatif bir biyopsinin ardından, PSA’daki artış veya muayene bulgularındaki anormallikler nedeniyle devam eden endişe varsa, biyopsi tekrarı yapılmalıdır.
EVRELEME VE TEDAVİ SEÇİMİ:
Yeni tanı konmuş prostat kanseri için standart evreleme sistemi, Amerikan Kanser Derneği (AJCC)/Uluslararası Kanser Kontrolü Birliği (UICC) tarafından belirlenen sistemdir. Bu sistem, primer tümör ve hastalığın anatomik yayılımının değerlendirilmesini içerir. Ayrıca evreleme sistemi, tedavi öncesi serum PSA, hastanın yaşı, yaşam beklentisi, genel sağlık durumu (performans durumu ve eşlik eden hastalıklar dahil), semptomların varlığı veya yokluğu ve hasta tercihleri ile birleştirilerek, bireysel bir hasta için optimal tedavi kararı verilir.
TEDAVİ YÖNTEMLERİ:
Androjen Deprivasyon Tedavisi ( hormonal tedavi ) (ADT): Testosteron üretiminin engellenmesi, prostat kanseri hücrelerinin büyümesini durdurur.
PARP İnhibitörleri: Prostat kanseri için çok önemli olan BRCA mutasyonu taşıyan hastalarda DNA onarımını engelleyerek kanser hücrelerinin ölümüne neden olur (Olaparib, Rucaparib).
Lutesyum-177 PSMA Terapisi (Lu-PSMA): Radyoaktif lutesyum-177, prostat kanseri hücrelerine hedeflenerek onları yok eder.
İmmünoterapiler: Bağışıklık sistemini aktive ederek kanser hücrelerini hedefler (Sipuleucel-T, Pembrolizumab).
Kemoterapi: Kanser hücrelerini öldürmek için kullanılan güçlü ilaçlar (Docetaxel, Cabazitaxel), özellikle ADT’ye dirençli hastalarda etkilidir.
Yeni Nesil Hormon Tedavileri: Androjen reseptörlerini engelleyerek kanser hücrelerinin büyümesini durdurur (Abirateron, Enzalutamid, Apalutamid).
Radyoterapi: Kanser hücrelerini hedefleyen ışın tedavisi, genellikle lokalize hastalık ve belirtilerinin hafifletilmesi için kullanılır.
Radyoizotop Tedavisi: Radyoaktif izotoplar (Radium-223) kanser hücrelerine doğrudan zarar verir, kemiğe yayılmış tümör tedavisinde etkilidir.
Hedefe Yönelik Tedaviler: Kanser hücrelerinin büyümesini destekleyen moleküler hedeflere yönelik tedavi (Alfa-1 reseptör antagonisti).
Sonuç:
Prostat kanserinin tedavisi, risk sınıflaması ve hastanın biyolojik özelliklerine göre kişiselleştirilmelidir. Her hasta için uygun tedavi stratejisi, tedavi seçeneklerinin avantaj ve dezavantajlarının dikkatli bir şekilde değerlendirilmesiyle belirlenmelidir. Ayrıca, yeni biyo belirteçler ve genetik testlerin kullanımı, tedavi seçiminde daha fazla rehberlik sağlayabilir.
Prostat kanseri taraması yapılmazsa, birçok prostat kanseri vakası hiç fark edilmez. Araştırmalar, prostat kanserinin çoğu zaman o kadar yavaş ilerlediğini ve birçok erkeğin, hastalık klinik olarak ilerlemeden önce başka nedenlerden dolayı hayatını kaybettiğini gösteriyor. Başka sebeplerden ölen erkeklerin otopsisinde, prostat kanserinin varlık oranı, toplumda prostat kanseri tanısı konmuş olanların görülme oranından daha yüksek. Yani, bu erkeklerin çoğunda prostat kanseri bulunabiliyor ama kanserin onlar için bir sorun yaratması yıllar alabiliyor.
Prostat kanseri taramasının gerçekten faydalı olabilmesi için, kanseri erken dönemde tespit ederek hastalığa bağlı sağlık problemleri ve/veya ölüm riskini azaltması gerekir. Ancak, kanserin erken dönemde tespit edilmesi, her zaman daha iyi bir sonuca yol açmaz. Yani, bu erken teşhis, prostat kanseri nedeniyle sağlık sorunlarının veya ölüm oranlarının düşmesi anlamına gelmeyebilir. Ayrıca, prostat kanserinin daha fazla tespit edilmesi, bazı hastaların, yaşamlarını uzatmayacak ve sağlık sorunlarına yol açabilecek fazladan gereksiz tedavilere ve tetkiklere maruz kalmasına, ayrıca hastada gereksiz stres ve anksiyeteye neden olabilir .Bu nedenle normal popülasyonda rutin tarama önerilmez.
Prostat kanseri için rutin tarama programı, tüm erkekler için önerilmemektedir. Ancak, risk altındaki bireyler, özellikle ailesinde prostat kanseri öyküsü bulunanlar ve genetik yatkınlık taşıyanlar, PSA testi ve dijital rektal muayene gibi yöntemlerle daha sık izlenmelidir. Prostat kanseri semptomları genellikle erken evrede belirgin olmadığı için, prostat kanseri semptomlarının fark edilmesi, idrar zorlukları, kanlı idrar veya pelvik (alt karın) ağrı gibi belirtilerle ilişkili olabilir. Bu belirtiler görmezden gelinmemeli ve bir sağlık profesyoneline başvurulmalıdır. Özellikle, ailesinde prostat kanseri öyküsü bulunan bireylerde, genetik yatkınlık göz önünde bulundurularak daha sık tarama yapılmalıdır.
Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği Yönetim Kurulu (a)
Dr. Derya Demirtaş Esmer, MD
İç Hastalıkları Uzmanı ve Tıbbi Onkoloji Uzmanı