• Font size:
  • Decrease
  • Reset
  • Increase
ende

Cumhurbaşkanı Ziyaretimizde Sunmuş Olduğumuz Mektup

 

cb ziyaretcb ziyaret1
cb ziyaret2cb ziyaret3

 

Sayın Mustafa Akıncı,

KKTC Cumhurbaşkanı,

 

Hekimlik yüzyıllardan beri var olan ve toplumsal yanı en güçlü mesleklerden biridir.  Kıbrıslı Türk hekimler de her zaman toplumun sorunlarına duyarlı olmuş, gerektiğinde önderlik etmişlerdir.

1956 yılında kurulan Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği’nin 22. Genel Kurulu ile göreve gelen Başkan ve Yönetim Kurulu olarak bizler de içinde yaşadığımız coğrafyanın, ülkemizin ve toplumumuzun sorunlarına duyarlı olma,  çözümler üretme ve katkıda bulunma arzusundayız.

Kıbrıs Sorununa kalıcı bir çözüm bulma amacı ile sürdürmekte olduğunuz ve zaman zaman kesintiye uğrayan müzakere sürecinin, giderek çetrefilleştiğinin bilincinde olan bizler,  bu durumun sadece siyasi değil, ekonomik ve toplumsal sorunlara da neden olduğunu görmekteyiz. Halkımız giderek yoksullaşmakta, gençlerimiz göç etmektedir. İnsanlarımız birlik ve beraberlik duygusunu giderek yitirmektedir.

Uğraşı insan olan biz hekimler, yaşamı uzatmak ve iyileştirmek için gece gündüz çaba sarf etmekteyken, artan ekonomik ve siyasi sorunlar toplumun ruh sağlığını olumsuz etkilemekte, toplumsal şiddet, cinayet  ve intihar olayları artmakta can kayıpları yaşanmaktadır.

Ekonomik ve toplumsal sorunların arttığı dönemlerde tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de halkın sağlık hizmeti talebi kamusal alana yoğunlaşmaktadır. Son dönemde ülkemizde yaşanan ekonomik sıkıntılar sonrası kamu hastanelerinin hasta yükü daha da artmıştır. Zaten uzun süredir var olan bina, alt yapı ve donanım eksikliğine artan hasta yükü ile katmerlenen personel eksikliği de eklenmiş ve Devletin Anayasal bir yükümlülüğü olarak vatandaşlarına sunması gereken sağlık hizmetinde aksamalar artmıştır.

Vatandaşlar Devletten hakları olan adil, eşit ve çağdaş sağlık hizmetini alamadıklarında ortaya çıkan öfkelerini karşılarında buldukları sağlık çalışanlarına yöneltmekte, sağlık çalışanlarına karşı şiddet olayları da giderek artmaktadır.

Topluma, gelişmiş ülkeler düzeyinde, kaliteli, çağdaş ve bilimsel sağlık hizmeti sunulabilmesi için ilk şart, bütçeden sağlığa ayrılan payın artırılmasıdır. Bunu sağladıktan sonra ise alt yapı ve personel eksikliklerinin ivedilikle giderilmesi şarttır.

Günümüzde ise kamu hastanelerimizden yatak, cihaz ve personel eksiklikleri nedeni ile her geçen gün artan sayıda sağlık kurulu ile hasta sevkleri yapılmakta ve zaten kısıtlı olan sağlık bütçesi bunlara harcanmaktadır.

Ülkemizin ekonomik kaynakları gibi insan kaynakları da kısıtlı ve değerlidir. Geçtiğimiz dönemde mahkeme koridorlarına yansıyan olaylarla, çoğu, devletin bursları ile okumuş hekimlerin çalışma koşulları, çeşitli defalar tartışılmış, devlet, kendi hekimlerinden ne şekilde yararlanacağını tartışma konusu yapmıştır.

Sağlık hizmetinin, ister özelde ister kamuda olsun, kesintisiz ve 24 saat boyunca sürdürülme ihtiyacı vardır. Kamu hastanelerinde az sayıda uzman bulunan alanlardaki hekimlerimiz, 24 saat, 365 gün oncall olarak çalışmaktadır. Aksi taktirde vatandaşlara kesintisiz sağlık hizmeti verilememektedir.

Böylesi ağır şartlar altında çalışmakta olan hekimlerin, her geçen gün tıp alanındaki bilimsel ve teknolojik gelişmeleri izlemesi ve çağdaş hekimlik uygulaması için, alt yapısı ve personel ihtiyaçları giderilmiş, sürekli eğitim hakları sağlanmış hastanelere ve çalışma şartlarına ihtiyaçları vardır.

Mesleğin ve verilmesi gereken hizmetin özelliğinden kaynaklanan bu farklılıklara karşın, hekimler, diğer çalışanlar ile ayni yasalar altında çalıştırılmakta ve ciddi sorunlar yaşanmaktadır.

Ülkemizde meslek icra eden hekimler olarak, çağdaş ve bilimsel sağlık hizmeti verebileceğimiz, kritik hastalarımızı tedavi edebilmek için risk üstlenebileceğimiz yasal dayanakları ve şartları sağlayacak, sürekli eğitim hakkımızı ve ihtiyacımızı tanımlayıp sağlayacak, mesleğimizi 24 saat kesintisiz sürdürmekteyken emeklerimizi sömürmeyecek, verimliliği denetleyip artıracak çağdaş bir ‘HEKİM YASASI’ na acilen ihtiyacımız vardır.

Kapitalist ekonomi düzeninde hekimler, çalıştıkları hastanelerin sahibi olmaktan, büyük sermaye tarafından oluşturulan hastanelerin işçileri konumuna doğru yer değiştirmektedir. Birçok hastanede ücretli olarak çalışan hekimlerin ise, devlete yapılan emeklilik yatırımları gerçek maaşları üzerinden değil, asgari ücrete yakın rakamlar üzerinden yapılmaktadır. Emekliliklerinde zorluklar yaşayacağı aşikar olan bu gibi meslektaşlarımızın olmaması için, sağlık sektörü için ayrı asgari ücretler belirlenmesi gerekmektedir.

Diğer yandan mesleğin ayrılmaz parçası olan nöbetlerde (kamuda çoğunlukla aylık mesai süresini aşan sürelere varacak kadar) verilen hizmetin ise emeklilik menfaatleri bakımından yatırımları yapılmamaktadır. Meslektaşlarımızın nöbet ve ek mesai ödeneklerinin yatırımlarının yapılması için gerekli yasal düzenleme için çalışma yapılmasını beklemekteyiz.

Yasalardaki tek sorunumuz mesleki özlük haklarımız ve çalışma şartlarımızla sınırlı değildir. Hekimler, en az devletler kadar, halkın sağlığından sorumludur. Ülkemizde halkın sağlığını koruyup geliştirecek bir HALK SAĞLIĞI YASASI yoktur. Bizler böylesi bir yasanın bir an önce yapılması ve yürürlüğe girmesi için iş birliği yapmaya ve katkıda bulunmaya hazırız.

Hastalıkları tedavi etmekten daha akılcı ve ekonomik olan sağlığı korumaktır. Ülkemizde kalp damar hastalıkları, kanser, diyabet, böbrek hastalıkları, akciğer hastalıkları ve kronik enfeksiyonlar denetimsiz bir şekilde artmaktadır.

Oysa bunların önemli bir kısmı alınacak önlemlerde engellenmesi mümkün olan hastalıklardır.

Sağlıklı beslenme bilincinin oluşturulması için eğitim kurumları, medya, sivil toplum örgütleri ve meslek örgütleri ile hükümetin iş birliği yapması gerekmektedir.

Spor ve aktivite alanlarının, güvenli parkurların artırılması için yerel yönetimler ile ortak projeler yürütülmelidir.

Hastalıklara karşı en güvenli kalkan olan aşılar devlet eli ile ücretsiz uygulanmalı, ulusal aşı programlarımız, ülkemizin ihtiyaçlarına uygun hale getirilmelidir.

Dünyada, her yıl, 9 milyon insan, kanser nedeni ile ölmektedir. Akciğer kanseri ise, kansere bağlı ölüm nedenleri içinde birinci sırada yer almaktadır. Oysa akciğer kanserlerinin %85’i sigara içenlerde görülmektedir. Ülkemizde, Tütün ve Tütün Ürünlerinin Zararlarından Korunma Yasası yürürlüktedir. Yasaya göre, kapalı alanlarda sigara ve tütün ürünlerinin kullanımı yasaktır. Oysa hepimiz biliyor ve üzülerek görüyoruz ki yasa her fırsatta delinmektedir ve biz insanlarımızı zararları bu kadar iyi bilinen tütünden koruyamamaktayız.

Diğer yandan, halkın ve basının gündeminden hiç düşmeyen, gıda güvenliğini sağlayacak olan yasa da Meclis’ten geçmiş olmasına karşın, tüzükleri tamamlanarak, tarladan çatala gıda güvenliği sağlanmış değildir.

Hastalıkların birçoğu çevresel nedenlerle oluşurken bizler her geçen gün daha da sağlıksız çevre koşulları yaratmaktayız. On yıllardır konuştuğumuz elektrik santrali bacasına filtre takılması, taş ocakları, limanlardaki çevre sorunları çözümlenmemiş beklerken, etrafımızda insan sağlığı için potansiyel tehlike oluşturan elektromanyetik alanlar artmakta, yüksek gerilim hatları altında yaşam alanları oluşmakta, okullar faaliyet göstermektedir. Ülkemiz her geçen gün çölleşmektedir. Çarpık yapılaşma, denizlerimizin kirletilmesi ve kıyıların korunamaması, insan sağlığı yanında, turizm gelirlerimizi de etkileyecek noktadadır.

Ülkelerin geleceklerini planlaması, 10 yıl, 20 yıl, 50 yıl sonrasını görebilmeleri ve ona göre yatırım ve plan yapmaları, gelişmişliklerinin bir göstergesidir. Bizler ise, yarını planlamak şöyle dursun, bugünümüzü bile kayıt altına almayı başaramamış durumdayız. Nüfusunu bilmeyen bir ülke, değil 10 yıl sonra, yarın kaç hastane yatağına, kaç okul sırasına, kaç öğretmene, kaç aşıya, kaç ekmeğe ihtiyacı olacağını bilemez.

Gelecekte sorun yaşamamak için hekimlik gibi, çok uzun bir eğitim gerektiren mesleklerde, ülkenin ihtiyaçlarını önceden belirlemek ve eğitim görecek gençleri, bilinçli bir şekilde, gerekli alanlara yönlendirmek için önlemler almak, önemlidir.

KTTB olarak, tıp ve diş hekimliği fakültelerinde kaç KKTC vatandaşı öğrenci olduğunu öğrenerek ülkemizin ihtiyaçları doğrultusunda bilgilendirme, özendirme ve yönlendirmeler yapmak için çalışmalar başlattık.

Diğer taraftan ülkemizde sayıları her geçen gün artan üniversiteler gibi, tıp fakültelerinin ve diş hekimliği fakültelerinin de sayıları artmaktadır. Oysa hekimlik eğitimi sadece teknik alt yapı ve donanımla tamamlanamaz, yeterli hasta sayısı ve çeşitliliği de esastır. Bu nedenle dünyada, bilimsel verilere dayanılarak, her 1 milyon nüfusa 1 tıp fakültesi açılması önerilmektedir.

Bizim edindiğimiz bilgilere göre KKTC’de şu anda 4 tıp fakültesi ve 6 diş hekimliği fakültesi mevcuttur, 2 diş hekimliği fakültesi için ise müracaat  yapılmıştır. Bu kadar çok sayıdaki fakültenin, eğitim standartlarını tutturamama riskinin yanı sıra, fakültelere KKTC vatandaşı öğrencilerin çeşitli isimler altındaki sınavlarla kontrolsüz ve plansız bir şekilde alınması da ayrı bir sorundur. Gelecekte işsiz hekimler ya da planlayamayacağımız bir hekim iş gücü ile karşı karşıya kalma olasılığımız oluşmaktadır.

Eğitim Bakanlığı’na ve YÖDAK’a bu anlamda çok ciddi sorumluluklar düştüğünü düşünmekteyiz. Önümüzdeki dönemde KTTB olarak ülkemizde mevcut hekim sayısı ve branşlara dağılımlarını göz önünde bulundurarak, gelecekte ihtiyacımız olacak hekim sayısı ve uzmanlık branşlarına dağılımları ile ilgili çalışmalar yapmak, bu amaçla başta Eğitim Bakanlığı ve YÖDAK olmak üzere ilgili tüm kurum ve kuruluşlarla iş birliği yapmak arzusundayız. Gelecekteki hekim ihtiyaçlarımızı şimdiden hesaplayabilirsek, devlet olarak sağladığımız tıp ve diş hekimliği fakültelerindeki kontenjanları buna göre ayarlayarak, ülkemizdeki tıp ve diş hekimliği fakültelerine kaç KKTC vatandaşı öğrenci alınacağını düzenleyerek, gelecekte sorun yaşanmamasını sağlayabiliriz. 

YÖDAK’ın,  ülkemizin yükseköğretimine yön verebilecek, yeterli, bilimsel ve akademik çalışmaları yürütecek kapasiteye ulaştırılabilmesi, eksikliklerinin giderilmesi ve çalışmalarının desteklenmesi için Cumhurbaşkanlığı olarak gerekli girişimleri yapmanızı bekliyoruz.

Sayın Cumhurbaşkanım;

Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği olarak sizlerden

*Sağlık bütçesinin artırılması ve akılcı kullanımı,

*Hekim Yasasının yapılması,

*Sağlık için sektörel asgari ücret belirlenmesi,

*Nöbet ve ek mesai ödeneklerinin yatırımlarının yapılması,

*Halk Sağlığı Yasasının yapılması,

*Koruyucu sağlık uygulamalarının yaşam bulması,

*Tütün ve Tütün Ürünlerinin Zararlarından Korunma Yasasının tam anlamı ile uygulanması,

*Gıda Güvenliği Yasasının tüzüklerinin tamamlanması,

*Çevre sağlığının korunması,

*Geleceğin planlanması,

*Tıp ve diş hekimliği fakültelerine alınacak KKTC vatandaşlarının planlı bir şekilde belirlenmesi,

*Ülkemizde açılmış olan ve açılacak olan tıp ve diş hekimliği fakültelerinin standardizasyonunun sağlanması ve denetlenmeleri

konularında bir an önce harekete geçilmesi ve gerekenlerin yapılması için yürüttüğümüz ve yürüteceğimiz çalışmalar konusunda destek bekliyoruz.

Tüm bu konularda Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği’nin üzerine düşen sorumluluğu almaya, çalışmaya ve yapılacak çalışmalara katkıda bulunmaya hazır olduğunu bildiririz.

Olası Federal Kıbrıs’ta sağlık alanındaki düzenlemeler, iş birliği çalışmaları ve iki toplumu da etkileyebilecek sağlık sorunlarının çözümü için kurulmuş olan İki Toplumlu Teknik Komitelerden Sağlık Teknik Komitesi’ne ve alt komitelerine Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği’nden temsilcilerin de katılmasının çalışmalara olumlu katkı sağlayacağını düşünüyoruz. Bu amaçla görüş ve direktiflerinizi arz ederiz.

Saygılarımızla,

Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği Yönetim Kurulu (a.)

 

Dr. Özlem GÜRKUT

        (Başkan)