• Font size:
  • Decrease
  • Reset
  • Increase
ende

Organ Nakline ve Organ Ticaretine Dair Bilimsel Dünya Gerçekleri

 

organ-nakli

 

Organ Nakline ve Organ Ticaretine Dair Bilimsel Dünya Gerçekleri:

 

Son haftalarda gerek meclisteki Organ Doku ve Hücre Nakli yasası nedeniyle, gerekse ülkemizde böbrek nakilleri ile ilişkili olarak çok gündemde olan organ nakli konusunda dünyadaki etik, bilimsel değerleri ve uyarıları kamuoyuyla paylaşma gereği duyduk. Bilinmelidir ki Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği sağlığı ilgilendiren hiçbir konunun ne ticarileştirilmesine ne de siyasallaştırılmasına seyirci kalmayacaktır. Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği’nin tek amacı vardır sağlığın etiğine uygun ve hukukun üstünlüğüne dayalı bir sağlık sisteminin ülkemizde şekillenmesi ve yerleşmesidir.

Organ nakli doğru medikal, etik ve yasal yollardan yapıldığında binlerce insanın hayatını kurtaran bir tedavi şeklidir. Ancak bu yollardan sapıldığında karşımıza organ kaçakçılığı çıkar.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) 1991 yılında Cenova ‘daki toplantısında, 44.25 numaralı kararında ülkelere, organların nakil için alınması ve satılmasını önleme çağrısında bulunmuştur. Yine 2004 yılında Dünya Sağlık Örgütü, üye ülkeleri, “organ nakli turizminden olumsuz etkilenecek en yoksul kesimleri korumak üzere, ve insan doku ve organları üzerinde yürütülen uluslararası organ kaçakçılığı sorununa dikkat çekmeyi de içerecek şekilde doku ve organların satışa sunulmasına karşı” önlem almaya çağırmıştır.(World Health Assembly WHA 57.18).

Ancak dünyada sorun devam etmektedir:

WHO tarafından yayınlanan bir bültende en sık organ ticaretinin ‘nakil turizmi adı altında yapıldığı belirtilmektedir. Sağlık turizmi bazı ülkelerde ekonomik gelişmeyi artırmak amacıyla kullanılmaktadır. Ancak, organ nakli ile ilgili sağlık hizmetleri sağlık turizmi amacıyla kullanıldığında özellikle yasal mevzuatı yeterince sağlam düzenlenmemiş ülkelerde etik olmayan uygulamalara neden olduğuna dikkat çekilmektedir.

WHO bu bülteninde bazı istatistiksel bilgiler vermektedir:

Örneğin 2001 ve 2002 yıllarında Güney Afrika’daki St Augustine Hastanesinde 100 yasal olmayan nakil yapılmıştır. Bu olayda alıcıların çoğunun İsrailli hastalar, vericilerin ise Doğu Avrupalı ve Brezilyalı oldukları görülmüştür.

WHO ya göre her yıl yaklaşık 7000 insan fakirlik ve bunun gibi nedenlerden dolayı organlarını satmak zorunda kalmaktadırlar.

WHO yasal olmayan organ nakillerinin hala devam etmekte olduğu ile ilgili olarak da dünyayı uyarmaktadır. WHO’ya göre en çok organ satan ülkeler arasında Moldovya, Pakistan, Çin, Brezilya, Ukrayna, Türkiye vardır. En sık satın alan ülkelerden bazılarının ise İsrail, Kanada, Suudi Arabistan ve Amman olduğu görülmektedir.

Hal böyle iken 2008 yılında The Transplant Society (TTS) (Organ Nakli Topluluğu) ve International Society of Nephrology (ISN) (Uluslararası Nefroloji Topluluğu) tarafından dünyanın dört bir yanından konuyla ilgili uzman kişileri toplayan bir zirve İstanbul’da yapılmıştır:

Organ Kaçakçılığı ve Organ Nakli Turizmi Uluslararası Toplantısı: Decleration of Istanbul on OrganTrafficking. Bu deklerasyona (bildirge) göre:

Yirminci Yüzyılın tıp mucizelerinden biri olan organ nakli, dünya çapında yüzbinlerce hastanın yaşamını uzatmış ve iyileştirmiştir. Sağlık profesyonellerinin imza attığı bilimsel ve klinik gelişmeler, organ bağışçılarının ve onların ailelerinin göstermiş olduğu sayısız yücelik örneği, organ naklini hayat kurtaran bir tedavi haline getirmekle kalmamış; aynı zamanda insani dayanışmanın ışıldayan bir sembolü haline getirmiştir. Ancak bu başarılar, yoksul insanlardan organlarını satın almak için hasta-turist olarak zengin ülkelerden seyahat edenlere ve birer organ kaynağı olarak kullanılan insanlara dair organ kaçakçılığı raporları ile lekelenmektedir.

Bu deklerasyon İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin ilkeleri üzerine inşa edilmiştir.

Bu deklerasyona göre:

  1. Organ kaçakçılığı ve organ nakli turizmi eşitlik, adalet ve insan onuru ilkelerini ihlal etmektedir ve bu nedenle yasaklanmalıdır. Organ nakli ticareti zor durumda olan yoksulları ve savunmasız/çaresiz olan vericileri hedef aldığı için, acımasız bir şekilde adaletsizliğe ve eşitsizliğe neden olur, ve yasaklanmalıdır.
  1. Organ kaçakçılığının ya da organ nakli turizminin sonuçlarını destekleyenlere, teşvik edenlere ya da kullananlara -vericilerin, organların veya nakledilen organların tıbbi olarak taranması gibi faaliyetleri kapsayacak şekilde- yönelik yasak ve cezalar konmalıdır.
  1. Okur yazar olmayan yoksul insanları, resmi kaydı olmayan göçmenleri,

mahkumları, ve siyasal veya ekonomik mülteciler gibi zor durumda olan

gruplardaki insanları canlı verici olmaya teşvik edici uygulamalar, organ

kaçakçılığı, organ nakli turizmi ve organ nakil ticareti ile mücadele etmenin amacına aykırıdır.

Yukardaki prensipleri yerine getirebilmek için gerekenler:

  1. Her ülkenin yasa ve mevzuatını yukardaki yasak ve cezaları kapsayacak ve uygulayacak şekilde düzenlemesi,
  2. Yine her ülkenin mevzuatını organ nakil uygulamalarını uluslararası standartlara uygun olarak geliştirmesi,
  3. Organ bağışı ve nakli uygulamasının her ülkede şeffaflığının ve güvenliğinin

           sağlanması, sistemin her ülkedeki sağlık yetkilileri tarafından gözetimini ve

             hesap verilebilirliğini gerektirir. Bu da düzgün mevzuatla olabilir.

KKTC de 1991 yılında yayınlanan yasa bu prensipleri ve gereklilikleri sağlayabilecek durumda değildir. Ancak 6 yıldır üzerinde çalışılan ve geçen haziranda meclisten Cumhurbaşkanlığına gönderilen yeni yasada bu standartları prensipleri ve önlemleri sağlamak için çalışılmıştır.

Organ kaçakçılığının engellenmesinde uzmanların ve yasaların yanında sivil toplum örgütleri ve polise de çok iş düşmektedir.

Organ kaçakçılığı dünya medyasında da her zaman ses getiren bir konu olmuştur. Örneğin Temmuz 2013’te yayınlanan Telegraph gazetesinde Kosova hava alanında İstanbula gidemeden önce bayılan bir Türk yolcunun sorgulanmasından sonra, böbreğinin para karşılığı alındığı öğrenilmiş, Medicus isimli bir kliniğe ulaşılmış ve burada birçok fakir insandan alınan organların, İsrail, Kanada Polonya ve Alman hastalara satılıp takıldığı tespit edilmiştir. Kasım 2010 da Bloomberg’ de yayınlanan bir haberde organ mafyasının fakir insanları organ satmaya zorladığını yazmıştır, bir örneğinde, doğu bloku ülkelerinden vericileri Ekvator’a götürüp para karşılığı İsraillilere nakleden bir şebeke Ukranya polisi tarafından ortaya çıkarılmış, Ukrayna doğumlu bir İsrail vatandaşı tutuklanmıştır. Örnekler bu şekilde devam etmektedir. Yine habere göre ‘böbrek kara marketinin çoğu’ Israil’de son bulmaktadır.

Ülkemizde organ nakli yapılabilmesi herkesin arzu ettiği bir durumdur. Ancak bunun öncesinde şeffaf gözetim ve denetim altında nakillerin gerçekleştirilebilmesi için yasal düzenlemelerin öncülüğünde sistemin kurulması şarttır. Aksi takdirde organ turizmi adı altında organ kaçakçılığına yol açmak işten bile değildir.

 

Saygılarımızla,

 

Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği Yönetim Kurulu (a)

 

Dr. Filiz Besim

(Başkan)

 

 

 

Website Security Test